18 Temmuz 2012 Çarşamba

Koleksiyoncu - John Fowles

Bazen çok sevdiğiniz şeylerden bahsetmek, onun için doğru kelimeleri bulmak çok zordur. Koleksiyoncu, benim için onlardan biri. Çok etkilendiğim, anlatmayı çok istediğim ancak bir türlü cesaret edemediğim, gereken cesareti bulduğumda ise anlatmak için doğru kelimeleri bulamadığım kitaplardan biri. Okuduğumda sıcak çikolata mevsimiydi, yazabildiğimde ise limonata. Ne kadar zaman aldığını siz düşünün...

Kitabın bana hissettirdiklerini kelimelerle anlatabilmem imkansız. Bu nedenle içeriği ile ilgili söyleyebildiklerimi paylaşacağım.

Clegg, eniştesi ve halası tarafından büyütülen ve vergi dairesinde çalışan asosyal biridir. Sevdiği iki şey vardır, kelebekler ve işyerinin karşısındaki okulda resim öğrencisi olan Miranda'yı gün boyunca takip etmek.

Şans oyunundan yüklü bir miktarda para kazanınca işi bırakır. Bir plan yapar, önce ıssız bir bölgede bir ev satın alır. Evde bulunan mahzeni Miranda'nın yaşayabileceği bir alana çevirir. Ve yaptığı bu plan sayesinde Miranda'yı kaçırır. Kaçırmadığı sürece Miranda'nın kendisini farketmeyeceğini bilir. Amacı kendisini Miranda'ya tanıtmaktır. Ancak Miranda bir misafir değil tutsaktır ve Cregg bunun farkına vardığında Miranda'ya olan tavrı değişmeye başlar.

Kitapta olaylar her iki tarafın bakış açısıyla anlatılır. Önce Caliban (Miranda'nın Cregg'e verdiği isim) sonra ise Miranda'nın düşüncelerini, neler hissettiğini öğreniriz.

Miranda bu tutsaklıktan kurtulmak, Cregg'in koleksiyonundaki kelebeklerden birine dönüşmemek için hem psikolojik hem de fiziki açıdan elinden geleni yapmaya çalışır.

Koleksiyoncu'yu kitabından birkaç yıl önce 1965 yapımı William Wyler filmi ile tanıdım. Kitaptan uyarlandığını öğrenince hemen aldım çünkü filmi beğenmiştim. Elbette kitap daha detaylı. Şiddetle tavsiye ederim.

8 yorum:

  1. Banucum ben de bu kitabı alalı neredeyse 3 ay olacak. Ben de daha okumaya başlamadım. Senle sanırım bu konuda konuşmuştuk. Yazdıklarını okuyunca okuma isteği daha da arttı:) yorumun için çok tesekkürler canım. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Cok merak ettim filmi de kitabi da:)
    Kitabi burada bulmam zor en azindan Turkce olarak.

    Ozellikle bu tarz kitaplarda en ufak ayrintiyi kacirmak istemedigimden Ingilizce okumak da istemiyorum, bir seyler eksik gibi geliyor kitap bitince.

    Aslinda kalip olan ve baska anlamda kullanilan bir cumleyi farkli anlamis olabilirim, anlamini bilmedigim ama onemli degildir diye sozlukten bakmadigim bir kelime aslinda kilit bir kelime olabilir vs gibi dusuncelerle bir seyleri kacirmis gibi hissediyorum :))

    Filmini de bulmaya calisacagim ama once kitabi okumak istiyorum..

    YanıtlaSil
  3. Mervecim, evet konuşmuştuk. Bir kitabı çok beğendiğini söylemek henüz okumamış olanlarda çok büyük beklenti oluşturabiliyor. Beklentini çok yükseltmeyeyim belki de sadece beni etkilemiştir ama mutlaka oku derim.

    Her şeye dair, Türkçe okuman daha mantıklı görünüyor sanırım :) Eğer izin verirsen kitabı sana hediye etmek ve göndermek isterim.

    YanıtlaSil
  4. Okumak istedigim kitaplardan biri daha. Filme uyarlanmis oldugunu bilmiyordum dogrusu.
    Beklentileri yükseltmeyi de dert etme bence. Sonucta sayfalarin her birimize farkli dokunacagi asikar. En azindan ben öyle yapmaya calisiyorum; benim begendigim ya da cok etkilendigim bir kitap baskasinda ayni etkiyi birakmiyorsa "ne yapalim?" diyorum kendi kendime...

    Bir de Pessoa icin bol sans!

    YanıtlaSil
  5. Izin vermek mi? Cook sevinirim:)) Postcrossing olayindan sonra ben de sana kartpostal vs.. gondermeyi dusunmustum, nasil olur diye soracaktim :)

    YanıtlaSil
  6. Özgür, en kısa sürede okuyabilmeni dilerim. Filmi kitaba oranla daha az etkileyiciydi. Haklısın, sonuçta burada kendi hissettiklerimi paylaşıyorum değil mi ? Bu arada şans dileğin için teşekkür ederim, fazlasıyla ihtiyacım olacak :)

    Her şeye dair, müsait olduğunda yandaki e-mail adresime yazsana, detayları konuşalım :)

    YanıtlaSil
  7. Kitaptan uyarlanan filmler bana hep riskli gelir. Kitaba sadik kalinmamasi, okurken kafamin icinde sekil verdiklerimin, hayalimde canlandirdigim karakterlerin ve mekanlarin görsellestirilerek sihrinin bozulmasi, kitapta beni cok heyecanlandiran yerlerin filmde olmamasi ya da olmasi ancak hayal kirikligi yaratmasi... Cok mu uzattim?

    YanıtlaSil
  8. Uyarlamaların neredeyse tamamında bu durum var. Sonuçta uyarlamalarda -genellikle- yönetmenin hayal ettiğini izliyoruz. Bu kitap için düşündüğümde, Miranda'nın yaşamak zorunda kaldığı mahzen benim zihnimde canlanandan çok farklıydı mesela. Ama bütün bunları bilsem de izlemeden duramıyorum :)
    Az bile söyledin...

    YanıtlaSil