29 Mayıs 2011 Pazar

Büyük Uyku - Raymond Chandler

Polisiye kitaplarda yazarların oluşturduğu iyi ya da kötü karakterlerin
ne kadar önemli olduğunu bu türe meraklı her okuyucu bilir. Raymond Chandler de nevi şahsına münhasır bir karakter çıkarmış ortaya, Philip Marlowe.

Marlowe, özel dedektiftir. Söz dinlemeyip burnunun dikine gitme, alaycılık ve akıl yürütme konusunda üstün yeteneğe sahiptir. Kadın-lar-ı sever bu yüzden evlenmez, özel dedektiftir ancak parası yoktur ve iflah olmaz bir yalnızdır.

“ Lisanslı özel dedektifim, uzun bir süredir bu işi yapıyorum. Orta
yaşa merdiven dayamış, evlenmemiş yalnız bir kurdum, zengin değilim. Birkaç kez hapse düştüm, boşanma vakalarına bakmam. İçkiyi, kadınları, satrancı ve birkaç şeyi daha severim. Aynasızlar benden pek hazzetmez, ama iyi anlaşabildiğim bir-iki tanesi var. Buraların yerlisiyim, Santa Rosa’da doğdum. Kardeşim yok, bizim meslekte herkese olabileceği gibi, eğer bir gün arka sokakların birinde zımbalanırsam, kimse hayatının temel direğinin çöktüğünü falan hissetmeyecek.”


Marlowe’un müşterisi, eski general Sternwood'un birbirinden problemli iki kızı vardır. Küçük kızı Carmen, sürekli sorun çıkarmakta ve şantaj mektupları almaktadır. Büyük kızı Vivian ise üç kez evlenmiş, hırçın ve kumar düşkünü biridir. Kocası Rusty Regan aniden ortadan kaybolur. General bir tanıdığı aracılığı ile Marlowe'a ulaşarak şantajı yapan kişinin bulunması için yardım ister. Konuşma esnasında damadının ani gidişinden de bahseder. Ancak öncelikli yardım ihtiyacı duyduğu konu kayıp değil şantaj meselesidir.

Marlowe, eldeki ipuçlarını ve akıl yürütmelerini birleştirdiğinde ortaya çıkan görüntü şantajdan fazlası olur. Her ne kadar general yardım istememiş olsa da Rusty'i bulmak için de çaba gösterir.

Kitap, 1946 yılında Howard Hawks yönetiminde ve William Faulkner’in senorya desteği ile filme uyarlanır. Başrollerinde dönemin ünlü oyuncusu Humphrey Bogart ve Lauren Bacall vardır. Filmi de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Everest yayınları, Ahmet Ümit editörlüğünde kitabın yeniden basımını sağladı. Önsözde belirtildiğine göre yazarın diğer kitapları da okurlarla buluşacak. Marlowe ve Chandler ile tanışmak için bu fırsatı kaçırmamak gerek.




Ajanda Dergi Mayıs sayısı yazımdan alıntıdır.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Firmin - Sam Savage

Firmin, Boston'da bir kitapçı bodrumunda dünyaya gelen bir faredir. On üç kardeşin en sonuncusudur. Diğer on iki kardeşinden çok daha zayıf ve çelimsiz olduğu için anne sütünden faydalanamaz ve karnını doyurabilmek için geceleri kitap yemeye başlar. Kitapları yedikçe mucizevi bir şekilde okumayı öğrenir. Önceleri yemek için can attığı kitapları okumak için sabırsızlanır, sürekli okur. Hatta yediği bazı bölümleri okuyamadığı için kendine kızar. Zamanla tüm kitapları okur. En sonunda ise kendi hayatını anlatan bir kitap yazar.

“Yazmaya çabaladığım tüm hayatım boyunca, açılış cümleleri kadar hiçbir şeyle bu kadar yiğitçe, evet yiğitçe uğraşmadım. Her zaman sanki açılışı düzgün yapabilsem gerisinin kendiliğinden geleceğini düşünmüşümdür. O ilk cümleyi kitabın diğer tüm sayfalarını barındıran bir ana rahmi gibi görmüşümdür. Doğmak için can atan deha parçalarının yuvası. Bu geniş hacimli ilk cümleden sonra hikaye kendi başına akmaya başlamalıydı. Ne büyük bir yanılgı!"

Firmin, okumaya başladıktan sonra kendini insanlara daha yakın hissetmeye başlar ve kardeşleriyle iletişimini koparır. Kitapçıda yaşayan bir tek o kalmıştır ailesinden. Bir fareden çok insan gibi hissetmektedir artık. Hatta buna inanmaya ve kitaplık sahibi ile iletişim kurabilmek için onu uzaktan izlemeye başlar. Ancak bu konuda umutsuzluğa düşmesi de uzun sürmez.

Kitap, Firmin’in anlatıcı olarak kendi hayatını bize sunmasından ibaret. Okuması çok keyifli, sürekli not alacağınız ipuçları veren bir kitap. Bu nedenle tavsiye ederim.




Ajanda Dergi Mayıs sayısı yazımdan alıntıdır.

20 Mayıs 2011 Cuma

Filmler




The Fall :

Filmlerde dublörlük yaparken sakatlanan Roy ile hastanede karşılaştığı küçük bir kızın (Alexandria)dostluğunu anlatıyor. Roy, sevgilisinden ayrılmış olmanın ve sakatlığının etkisiyle intiharı düşünmektedir. Bunun için bol miktarda ilaca ihtiyacı vardır ancak yürüyememektedir. İlaç bulması için Alexandria'dan yardım ister. Karşılığında ise ona bir masal anlatır.

İçinde sinema, masal, Darwin, renkler, müzik ve çok sevimli bir kız çocuğu var bu filmin. Mutlaka izleyin. Bir de filmi izledikten sonra ekşi sözlükten filmin başlığına bir göz atın derim.


You Will Meet A Tall Dark Stranger :

Helena,kocası Alfie'den ayrıldıktan sorna duygusal bir boşluğa düşer. Alfie, yaşlanmayı kabul etmediği ve Helena bu düşüncesine uyum sağlayamadığı için evliliklerini bitirmiştir. Ardından genç bir kadınla evlenir. Kızları Sally, bir kitabı yayınlanmış ve herhangi bir işte çalışamayan kocası ile geçinememektedir. Yeni girdiği sanat galerisinin sahibi olan patronuna aşık olur. Kocası ise karşı pencerede gördüğü ve ismini bilmediği kadına aşıktır. Sally, annesine terapiden daha iyi geleceğini düşünerek Cristal isimli bir falcıyla anlaşarak annesini falcıya gönderir. Film boyunca Cristal geleceğe dair gördüklerini! Helena ile paylaşır ve hayatını yönlendirir.

Alışık olduğumuz Woody Allen gevezeliği, karışık durumlar, ilişkiler filmin esasını oluşturuyor. Diğer Woody Allen filmlerinin yanında vasat kalsa da keyifle izlenebilir. Ne de olsa Woody Allen filmi :)


Atame! :

Psikolojik sorunları olan 23 yaşındaki Ricky, daha önce bir kez karşılaştığı sinema yıldızı Marina'ya aşıktır. Hastaneden çıktıktan sonra Marina'yı kaçırır. Asıl amacı Marina'nın kendisine aşık olmasını sağlamaktır. Önce Ricky'den nefret eden ve her fırsatta kaçmaya çalışan Marina'nın zamanla fikri değişir.

Pedro Almodovar'ın diğer filmlerinden alışık olduğumuz renkleri, kadınları, saplantılı duyguları bu filmde de var. Diğer filmlerine göre sönük kalsa da keyifli bir film.


L'age De Raison :

7 yaşındaki Marguerite, gelecekte kendisine gönderilmek üzere mektuplar yazar. Amacı, kendisine verdiği sözleri gelecekteki kendisine hatırlatmaktır. Bu mektupların gönderilmesi için kasabadaki noterden yardım ister. Yıllar sonra, yoğun iş yaşamının içerisinde kaybolan Margaret'e tanımadığı bir adam bir paket getirir. Yıllar önce yazdığı mektupları okudukça hatırlamak istemediği anıları canlanır ve içinde bulunduğu yaşamı sorgulamaya başlar. Keyifli bir film. (Keşke bu filmi 7 yaşında izleme imkanım olsaydı...)