27 Mart 2011 Pazar

Gölgesizler - Hasan Ali Toptaş

"Her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olamazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların gözde."

İlk andan romanın sonuna kadar bir türlü ısınamayacağınız hatta ürkeceğiniz bir köyde olduğunuzu düşünün. Öyle bir yer ki insanlar teker teker kaybolur bu köyde. Önce berber Nuri, ardından Güvercin, onları aramak için giden Muhtar, berberin çırağı...

Nuri’nin kaybolmasından uzun süre sonra, artık ümitlerin kesildiği anda Nuri geri döner ancak bu kez köyün güzel kızı Güvercin kaybolur. Sebepsiz kayboluşlardan korkan ve bıkan Bekçi ile Muhtar, bir suçlu arar ve Güvercin’in kaybından Cennet’in oğlunu sorumlu tutar. Kızı onun kaçırdığını düşünürler. Bunu itiraf ettirmek için Cennet’in oğlunu bir odaya kilitleyip, aç bırakır ve döverler. Cennet’in oğlu delirir ve sürekli “kar neden yağar” diye sormaya başlar. Artık o da kaybolmuştur.

Muhtar, her ne kadar Nuri’nin kayıp bildirimine çözüm olamasa da Güvercin’in kaybolduğunu bildirmek için şehre gider ve bir türlü dönmez. Muhtar da kayıptır. Bu esnada ise Cennet’in oğlu Güvercin’i bulur ve köye getirir. Ancak Güvercin hamiledir ve kimseyle konuşmaz.

“ Gene susmuştu kız, babasına nasıl sustu, anasına nasıl sustu, Hacer’e ve Rıza’ya nasıl sustuysa öylece, derin derin susmuştu.”

Köyde hayat içinden çıkılamaz bir hal alır. Köylüler ne kaybolanlara ne de geri dönüşlere bir anlam veremez. İnsanlar tekrarlardan korkmaya başlar.

“ Bu güvercin resmini sen mi yaptın? ” dedim berbere.
“Ben yaptım,” dedi soğuk bir sesle; “ama sen bunu daha önce de sormuştun.”
“ Hiç anımsamıyorum,” dedim; “demek ki unutmuşum.”
“ Yine unutacaksın kuşkusuz, belki bir kez daha soracaksın”
“ Desene yaşam tekrarlardan oluşuyor...”
Yanıma oturmuş, gözlerindeki cellat gözleriyle gözlerimin içine bakıyordu.
“ Tekrarlardan değil,” dedi; “ tekrarların tekrarından.”


Gölgesizler, gerçekle hayalin, sorularla cevapların, çığlıklarla sessizliklerin, iyilerle kötülerin, varlık ile yokluğun iç içe geçtiği, neredeyse her cümlesinin altı çizilebilecek, şiir tadında ancak satır aralarındaki ipuçları nedeniyle dikkatle okunması, mutlaka okunması gereken bir kitap.



AJANDA Mart sayısı yazımdan alıntıdır.

4 yorum:

  1. Sayın Toptaş'la tanışmam bu kitapla olmuştu. Size katılıyorum, mutlaka okunması gereken bir kitap. Filmi de çok başarılıdır.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Filmi en kısa sürede izlemeyi umuyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Filmi izlemen konusunda yorum yapılmış.Peki izledin mi?Hala izlemediysen şunu söyleyebilirim,mutlaka izle.Çok izle kelimesi geçti bu kadar izle kelimesinin hatırına bile izlenir. :)

    YanıtlaSil
  4. Yaklaşık bir ay önce izledim, gerçekten başarılıydı. :)

    YanıtlaSil