31 Aralık 2010 Cuma

Günaydın Hüzün - Françoise Sagan

Uzun zaman önce izlediğim bir filmden çok etkilenmiştim, Bonjour Tristesse. Filmin kendisi kadar etkili bir ismi vardı. Sonradan öğrendim kitaptan uyarlama olduğunu. Zaten filme uyarlanan kitapları okumak benim için büyük bir merak ve keyifken bu kitabı bulmak gerekiyordu. Ama bulamadım. Aradan kim bilir kaç yıl geçti, bir gün Sinem'le laflarken konu Sagan'a geldi. Yazarın hayatı ile ilgili bir film izlediğinden bahsediyordu. Aynı yazara ait bir kitabın uyarlaması olan Bonjour Tristesse'yi izlediğimi ve kitabını bulamadığımı anlattım. Aradan belki bir hafta geçmedi, bir paket aldım. Paketi açtığımda hissettiklerimi anlatmam imkansız. Sinem, bir sahafta o kitabı ve yazara ait başka bir kitabı bulmuş ve hediye etmişti. Bunun üzerine kitabı hemen okumak şart oldu bana.

Kitabımızın anlatıcısı Cecile, babası ile birlikte Paris’te yaşayan 17 yaşında bir genç kız. Babası (Raymond) ile tıpkı iki arkadaş gibi bir yakınlıkları vardır. Raymond hızlı yaşamayı seven biri. Neredeyse çamaşır değiştirir gibi sevgili değiştirmekte. 40 yaşlarında olmasına rağmen genellikle kendinden yaşça küçük ama güzel kadınlarla birlikteliği seven biri. Raymond, Cecile ve babasının sevgilisi Elsa yaz tatili için birkaç haftallığına Paris'ten uzaklaşıp Riviera’ya giderken henüz nelerle karşılaşacaklarını bilmemektedir. Kader, hangimize önceden haber veriyor ki ?

Cecile, yazın, güneşin, denizin ve en önemlisi yaşının getirdiği o sorumsuz ruh halinin tadını çıkarırken karşısına Cyril çıkar. Onunla karşılaşana kadar Cecile için aşk sadece kaçamak buluşmalar ve bıkkınlıklardan oluşmakta iken tüm ezberi bozulmuştur.

Riviera’daki mutlu günler devam ederken yazlığa aile dostları olan Anne gelir. Anne, otoriter, akıllı, planlı ve gururlu bir kadındır. Basit eğlencelerden hoşlanmamakta ve hoşlanan insanları küçümsemektedir. Cecile ve babasının da hayatını düzene koyması gerektiğini düşünmektedir. Cecile’in sınıf tekrarlayacak olduğunu öğrendiğinde onun üzerinde de otorite kurmaya çalışır. Yaz tatilinin keyiflerini ve Cyril ile arkadaşlığını yasaklayarak sürekli ders çalışması için zorlar. Ancak bu davranışı ile sadece Cecile’in nefretini kazanır. Önceleri çocuksu bir küslükten ibaret olan bu nefret büyük bir çekişmeye dönüşür ve Cecile’in yaptığı bir planla hepsinin hayatı değişir.

Kitap, 1958 yılında ünlü yönetmen Otto Preminger tarafından filme uyarlanır. Cecile karakteri, Jean Seberg tarafından canlandırılır. Diğer ünlü oyuncuların yanında, büründüğü karakterin zorluğuna rağmen sırıtmayan, başarılı bir oyunculuk sergiler ve bu rolü ile Goddard’ın dikkatini çekerek A Bout De Souffle’da oynar ve akıllara kazınır. Film, uyarlamaların çoğunda olduğu gibi kitabın yoğunluğunu yansıtamamış olsa da hem oyuncuları hem de yönetmeni için izlenebilir. Ancak önce mutlaka kitabı okumalı.

Günaydın Hüzün, okuduktan sonra buruk bir tat bırakan, hiç aklınızda yokken, ansızın aklınıza düşen, içinizi acıtan, aslında kitaplarda, filmlerde defalarca gördüğümüz, okuduğumuz olaylardan ibaret ama yine de iz bırakan bir kitap.


AJANDA Aralık sayısı yazımdan alıntıdır.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Miracle on 34th Street



Noel günü şehirde bir tören vardır. 34. cadde özellikle Noel Baba'yı görmek isteyen çocuklarla dolup taşmıştır. Ancak temsili noel baba ayakta duramayacak kadar sarhoştur. Aynı esnada orada bulunan (ve gerçek Noel Baba olduğunu iddia eden) Kris Kringle durumu farkeder ve gösterinin sorumlusu olan Bayan Walker ile konuşur. Walker, Noel Baba'nın gerçek olduğuna inanmayan biridir. Karşısındaki adamın bir kaçık olduğunu düşünse de yaşadığı sıkıntıdan kurtulmak için Noel Baba'yı gösteri için ikna eder.

Kris özellikle çocuklar tarafından çok sevilir. Bu durumu farkeden Walker ve patronu oyuncak dükkanları için Kris'i işe alırlar. Ancak aynı firmada çalışan doktor bu durumdan hiç hoşnut olmaz ve Kris'i sahtekarlıkla suçlar.

Noel Baba, hapse girmemek için gerçek olduğunu kanıtlamak zorundadır !

Valentine Davies'ın hikayesinden uyarlanan ve yönetmenliğini George Seaton'un yaptığı bu filmi keyifle izleyin.

19 Aralık 2010 Pazar

Micmacs à tire-larigot


Micmacs, bayılarak izlediğimiz Amelie'nin yönetmeni Jean-Pierre Jeunet'in 2009 yapımı filmi. Amelie'den aşina olduğumuz birçok oyuncu bu filmde de var. Yönetmen, masal anlatmayı çok seven bir bir çocuk taşıyor içinde, bu kesin. Belli ki hala ondan kopmamış. İyi ki kopmamış.

Micmacs, Bazil'in ve onun keyifli intikam planının hikayesi. Bazil, zamansız patlayan bir mayın nedeniyle babasız ve annesiz yetişen bir çocuktur. 30lu yaşlarında iken çalıştığı video dükkanında bir kaza kurşununun başına saplanması şansızlığını da sahip olur. Bu olaydan sonra hem işsiz hem de evsiz kalır. Sokaklarda yaşamaya başlar. Bir gün onun gibi evsiz kalmış bir grupla tanışır. Bu gruptaki herkes sokaklarda buldukları eşyaları tekrar çalışır hale getiren, hepsinin ayrı bir yetenek sahibi olduğu, hem sıcak hem de eğlenceli insanlardır. Bazil de bu insanlardan biri olur.

Bazil için hem babasız kalmanın hem de başında taşımak zorunda kaldığı kurşunun intikamını alma zamanı gelmiştir. Arkadaşlarının da yardımıyla planlar yapar ve uygulamaya başlarlar.

Hiçbir intikam bu kadar eğlenceli, keyifli ve anlamlı olmamıştır sanırım. Filmin konusu, oyuncuları, renkleri muhteşemdi. Şiddetle tavsiye ederim :=)

13 Aralık 2010 Pazartesi

Günün Notları

- Uzun süredir dır dır etmemişim, biraz içimi dökeyim. Baştan uyarıyorum pek iç açıcı bir yazı olmayacak.

- Sezon yarılandı neredeyse ama ben hala tiyatro sezonunu açamadım ! Neden ? Çünkü haftanın altı günü vardiyalı çalışıyorum. Kalan bir günde de balkona çıkmaya bile halim olmuyor.

- Şu aralar tek eğlencem diziler. House 7.sezona yetiştim yeni bölümü bekliyorum. Dexter, mükemmel gidiyor. Bir de Lie To Me'ye başladım. 2. sezonun ortasındayım. Bu aralar çok ismini duyduğum Boardwalk Empire ve Sherlock'u izlemeyi düşünüyorum.

- İdefix'in roman alıntı yarışmasına her akşam cevap gönderiyorum ama bir türlü kazanamadım. Ben 21:03te cevapladıysam kazananın 21:02 küsürde, ben 21:02de cevapladıysam kazananın 21:01 küsürde cevaplamış olduğunu görüyorum. Sinir oluyorum şansıma... Zaten oynadığım iddaa kuponunu da tuttuğum takım yatırdı. (bkz: Fenerbahçe)

- Ajanda'nın yeni sayısı için hala tanıtacağım kitapları seçmedim. Geç kalacağım bu gidişle. ( Bu kısmı Sinem'in okumamasını diliyorum :))

- 1 Ocak 2011'e yani kitap alma yasağımın kalkmasına az kaldı, sabır...

- Alınacak kitaplar listemi 400 küsürlerden 190 taneye indirdim. Kendimce en önemlilerini seçerek tabi. Kitapyurdunda hepsini listeledim, sepetin toplam tl karşılığına bakamıyorum :)

- Bugün ilk yılbaşı hediyemi aldım. Düşünceli arkadaşım Deniz sağolsun, çok mutlu oldum :)

- Mektup ve kart göndermeyi de almayı da çok severim. Yılbaşı için yine Unicef'ten bir sürü kart aldım, listemi hazırladım. Geriye sadece postaneye gitmek kaldı.

- Kar yağmaya başladı, keyifliyim.