21 Ekim 2010 Perşembe

Günün Notları

- Haven isimli bir dizinin ilk sezonunu izledim. Çekimlerin yapıldığı yere, Haven'a gitmek istiyorum. Hatta oraya gidip en az 15 gün tatil yapmak, kafamı dinlemek istiyorum. Ama gideceğim mevsimin kış olmasını, havanın çok soğuk ve bol fırtınalı olmasını istiyorum. Kasabanın da çok kalabalık olmamasını istiyorum. Bu arada dizi Stephen Kıng öyküsünden uyarlama, fena değil.

- Çalıştığım işyeri dağ başında olunca bina içerisinde bazı değişiklikler hoş olabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda Starbucks açıldı ve bu sayede hayatımda ilk kez Starbucks'a gitmiş oldum. Yo yo öyle burun kıvırma ya da takıntı sebebiyle gitmemezlik etmedim. Sadece kahve sevebilen biri olmadığım için ihtiyaç duymadım ya da merak etmedim. Ancak açıldığı gün arkadaşlarım bu cahilliğime daha fazla dayanamayıp Starbucksa götürdü beni :) Bir de işimiz gücümüz yokmuş gibi o günden beri her gittiğimizde bardakları atmayıp biriktirir olduk :) Hatta bardaklarına üzerine bize göre çok anlamlı ancak dışarıdan bakıldığında gayet anlamsız görünecek notlar yazmaya başladık. O kadar ıvır zıvır yetmiyormuş gibi bir de kağıt bardak koleksiyonum oldu :)
Konuya uygun bir şiir Orhan Veli'den gelsin ;

Dağ başındasın; derdin günün hasretlik
Akşam olmuş, güneş batmış, içmeyip de ne haltedeceksin?


- House M.D izlemeye başladım. İlk sezonun yarısı bitti. Daha ilk bölümde beyinle ilgili konu bana çok yakın olunca ilgimi çekti, biraz da üzdü tabi. Ama çok başarılı bir dizi. Diyaloglar süper. Bir de jeneriği var ki Massive Attack süslü, tadından yenmez.

- Budapeşte, Viyana, Prag... Gitmeyi ne kadar çok istiyorum anlatamam !

- Çizgi film izlemeyi özledim. Özellikle de Heidi'yi.

- The New Yorker dergisinin kapakları ne kadar güzel görünüyor. Değil mi ?

- İstanbul gezi planı yaptım kendime. 2010 yılında neredeyse hiç gezemedim. Ama 2011 yılının tam tersi olması için elimden geleni yapacağım. Tam 50 yer belirledim. Müze, kafe, semt, sokak ne varsa... Önerilerinize de açığım :)