26 Temmuz 2010 Pazartesi

Poirot Haftası



Daha önce hiç Agatha Christie kitabı okumamıştım. Geçtiğimiz hafta 3 kitabını birden okudum ve hayran kaldım.

1 - Roger Ackroyd Cinayeti : King's Abbot, en büyük eğlencesi -dedikodu- olan sakin bir köydür. Önce dul bir kadının intiharı, ardından kadının nişanlısı Roger Ackroyd'un cinayete kurban gitmesi kafaları karıştırır. Roger Ackroyd'un yeğeni Flora emekliye ayrılmış olan dedektif Hercule Poirot'tan olayı çözmesi için yardım ister. Devamı kitapta... (Finalde şaşıracaksınız :))

2 - Beş Küçük Domuz : Amyas, yakışıklı ve çok ünlü bir ressamdır. Sebepsiz bir cinayete kurban gider. Bütün deliller karısı Caroline aleyhinedir. Olaydan tam 16 yıl sonra -cinayet esnasında 5 yaşında olan- kızları Carla, dedektif Hercule Poirot'a gelerek annesinin hapishanedeyken kendisine bıraktığı ve "masum" olduğunu belirttiği mektubu gösterir ve olayın çözülmesi için yardım ister. Final yine şaşırtıcı :)

3 - Doğu Ekspresinde Cinayet : Doğu Ekspresi, İstanbul'dan Londra'ya gitmek üzere hareket eder ve Yugoslavya yakınlarında, yoğun tipi ve kar yüzünden durmak zorunda kalır. Sabah olduğunda tüm yolcular trendedir. Ancak yolculardan birinin cinayete kurban gittiği anlaşılır. Dedektif Poirot'ta trendeki yolcular arasında ve herzaman olduğu gibi iş başındadır. Sanırım içlerinde en heyecanlı ve olayların çözümü en başarılı olan kitaptı. Aynı zamanda yazarın 1933 yılında İstanbul'da Pera Palas Otel'de yazdığı kitaptır. Kitabın 1974 yapımı ve birçok ünlünün yer aldığı bir filmi bulunmakta.

20 Temmuz 2010 Salı

Toy Story 3




Pazar günü öğleden sonra aniden karar verdim izlemeye. Serinin ilk 2 filmini izleyip bayılanlardan olduğum için bunu da izlememek olmazdı. Gerçi pixar ne yapsa izlenir bu da ayrı bir konu.

Filme gelince, yine muhteşemdi. Andy'nin üniversiteye gidecek olması nedeniyle odasını ve eşyalarını toplamaya başlaması, sevimli oyuncaklarımızın başına bir sürü iş açıyor. Andy, Woody'i yanında götürmeye, Buzz Lightyear, Jessie ve diğerlerini tavan arasında bırakmaya karar verir. Ancak bir karışıklık sonucu oyuncaklar kendilerini bir çocuk yuvasında bulur. Sonrasında ise buradan kaçmak ve Andy evden ayrılmadan ona ulaşmak için çabalarlar.

Kesinlikle sinemada izleyin derim. 3d olmasa da olur. Türkçe seslendirme de fena değildi. Medyada bol bol reklamı yapılsa da Beren-Kıvanç ikilisinin seslendirmede yer alması çok rahatsız etmiyor çünkü rolleri çok uzun değil. Ayrıca seslendirdiklere karakterlere sesleri uyumlu.