19 Kasım 2010 Cuma

Vurun Kahpeye - Halide Edip Adıvar

Kitap, Milli Mücadele yıllarında, işgalin ve korkunun hüküm sürdüğü küçük bir Anadolu kasabasında geçmekte. Kasaba halkı, düşmanla işbirliği içerisinde olan, yaptığı kötülükleri örtmek ve çıkarlarını korumak için dini alet eden vatan hainlerinden ve Kuvayı Milliye ile Milli Mücadeleye destek veren bir avuç vatanseverden ibarettir.

Kitabın kahramanı Aliye, yeni mezun olmuş genç ve idealist bir öğretmendir. Yaşıtlarının aksine İstanbul’da kalmak yerine görevinin Anadolu’da bir kasaba olmasını temenni etmektedir. Dileği gerçekleşir ve adını hiç öğrenemediğimiz o küçük kasabada göreve başlar. İdealist kişiliği, vatanseverliği, aklı ve güzelliği ile dikkat çeker ve daha ilk andan itibaren vatan hainlerini kendine düşman etmiş olur.

Yunan işgalinin yaklaştığı günlerde kasabayı korumakta olan Kuvayi Milliye askerlerinden biri olan Tosun Paşa ile nişanlanır. Bu durum kasaba halkında – özellikle Hacı Fettah ve Hüseyin Efendinin de kışkırtması ile - Aliye’ye beslenen düşmanlığın artmasına ve “namussuz” damgası yemesine sebep olur. Hacı Fettah, hem Aliye’den hem de Kuvayı Milliyecilerden kurtulmak için Yunan askerleri ile işbirliği yapar. Kasabayı işgal eden Yunan askerleri komutanı Damyanos Aliye’ye aşık olur ve onunla evlenmek ister. Hatta bu amacına ulaşabilmek için Aliye’yi sevdiklerine zarar vermekle tehdit eder. Ancak Aliye, taşlanmak pahasına da olsa, ne kişiliğinden, ne namusundan ne de ideallerinden vazgeçmez...

Vurun Kahpeye, bugüne kadar 1949, 1964 ve 1973 olmak üzere 3 kez beyazperdede yer almış. Aliye’yi kitaptan önce Hale Soygazi’nin başrolde olduğu filmi ile tanımıştım. Sanırım lisedeydim. Filmin özellikle final sahnesinden çok etkilenmiş ve daha sonra okul kitaplığından kitabı alıp okumuştum. Geçtiğimiz sene ise İKSV sayesinde İstanbul Film Festivalinde kitabın ilk uyarlandığı, yönetmenliğini Lütfi Akad’ın yaptığı, başrolünü ise Sezer Sezin’in üstlendiği filmini izleme şansım oldu. Anladım ki Aliye benim için çok önemli bir karakterdi. Temsil ettiği değerler, yaşadığı haksızlık, idealist kişiliği -tıpkı Çalıkuşu Feride gibi- hafızama kazınmıştı.

AJANDA Ağustos sayısı yazımdan alıntıdır.

2 yorum:

  1. Yıllar önce okumuş ve çok etkilenmiştim.
    Hatta sanırım filmi de oynamıştı bir ara

    YanıtlaSil
  2. Bero, sanırım en son çekilen versiyonu bir ara televizyonda sıklıkla veriliyordu. Ben önce filmini görmüş ve çok etkilenmiştim.

    YanıtlaSil