29 Kasım 2010 Pazartesi

Sevmek Zamanı



1965 yapımı, zamanında sinemalarda gösterim imkanı dahi bulamamış bir film; Ada ve İstanbul’da geçen hüzünlü bir hikaye Sevmek Zamanı. Başrollerinde Halil, Meral ve yağmur var.

Halil, boyacılık yapan biri. Ustasıyla birlikte , adada boyadıkları bir köşkün duvarında rastladığı kadın fotoğrafına anlaşılmaz bir tutkuyla bağlanır. Köşkte kimsenin olmamasının da etkisiyle her gün köşke gider ve fotoğrafı izler. Bir gün yine gizlice köşke girip, müzik eşliğinde fotoğrafı izlerken fotoğrafın sahibi Meral, arkadaşları ile köşke gelir. Müzik sesini duyan Meral biraz da korku ile evde kimin olduğunu öğrenmek için sessizce üst kata çıkar ve Halil’i kendisine ait fotoğrafı izlerken bulur. Fotoğrafta izlediği kadının yanında durduğunu gören Halil neye uğradığını şaşırır. Panik içerisinde hırsız olmadığını anlatmaya çalışır ancak neden orada olduğunu anlatması kolay olmayacaktır. (Halil’in yağmurdan sırılsıklam olmuş kıyafetleri ile müzik eşliğinde fotoğrafı izlerken, Meral’in dışarıda yağmur sesi eşliğinde fotoğrafını izleyen Halil’i izlediği sahne bence muhteşemdir. )

İlerleyen günlerde Halil’den etkilenen Meral duygularının karşılıklı olduğunu anlatmaya çalışır. Ancak Halil buna inanmak istemez.

Meral : Herhalde bana ait olan bir şeyi öğrenmek hakkımdır.

Halil : Hayır, sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.

Meral : İyi ama aşık olduğun resim, benim resmim. İşte ben de buradayım. Söyleyeceklerini dinlemeye geldim.

Halil : Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil, resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın. Ben resmine değil de sana aşık olsam ne olacaktı ? Belki de alay edecektin benimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor, iyilikle bakıyor ve ebediyen bakacak.

Meral : Ben de sana bakmak istiyorum.

Halil : Hayır, benimle resmin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım.


Halil’in söyledikleri sonrasında Meral duvardaki fotoğrafı alır ve ona götürür. Ardından Halil’e bir mektup bırakıp İstanbul’a döner. Halil, aradan geçen aylar sonrasında Meral’i kırmış olmanın getirdiği vicdan azabı ve ustasının ısrarlarına dayanamayıp Meral’i görmeye gider.

Filmin devamında kızın zengin babası, züppe bir erkek arkadaş karşımıza çıktığında konunun sıradanlaştığını, yer yer diyalogların tıkanıp kaldığını ve gereksiz birkaç sahnenin yer aldığını kabul etmek gerek. Ancak hiçbiri filmden alınacak keyfi engellemiyor. Özellikle işlediği konu ve fotoğraf tadındaki görüntüleri kesinlikle izlenmeli.


AJANDA Kasım sayısı yazımdan alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder