21 Kasım 2010 Pazar

Doğu Ekspresinde Cinayet - Agatha Christie

Suriye'de bir davayı çözen Poirot, Londra'ya dönmeden önce birkaç gün İstanbul'da dinlenmek ister. Ancak İstanbul'a geldiği gün otelde aldığı bir telgraf nedeniyle acilen dönmek zorunda kalır ve İstanbul'dan Londra'ya gidecek olan Doğu Ekspresinde yerini alır. Kış olmasına rağmen trenin yataklı birinci sınıf vagonu tamamen doludur ve bu durum dedektifin dikkatini çeker. Yolculuk başladığında Suriye'den dönerken trende gördüğü birkaç kişinin de Doğu Ekspresinde olduğunu görür. Ayrıca trende neredeyse her millletten yolcu olduğunu da farkeder.

Yolculuğun ikinci gecesinde tren Yugoslavya yakınlarında şiddetli kar yağışı nedeniyle durmak zorunda kalır. Ertesi sabah ise yolculardan birinin ortalıkta olmadığı görülür ve kısa süre sonra yolcunun bir cinayete kurban gittiği anlaşılır. Yolcu, birgün önce Poirot'tan kendisini korumasını isteyen ve düşmanları tarafından tehdit edildiğini söyleyen Ratchett'tir.

Hercule Poirot, tüm yolcularla tek tek konuşur. Pasaportları, ipuçlarını özenle inceler ve finalde olay için iki farklı senaryo oluşturur. Senaryoları açıklarken yolcuların yüzüne bakmak aslında hangi senaryonun doğru olduğunu anlamak için yeterli olacaktır.

Kitabın aynı isimle yapılmış uyarlaması da genel olarak bakıldığında başarılı. Neredeyse tek mekan kullanılan bir film olmasına rağmen konu itibariyle sıkılmadan, heyecanla izlenebilecek bir film. Yönetmenliğini 12 Angry Men ve Dog Day Afternoon filmlerinden de tanıdığımız Sidney Lumet yapmış. Başrollerde ise Albert Finney, Ingrid Bergman, Lauren Bacall, Anthony Perkins ve Sean Connery gibi ünlü oyuncular yer almakta. Hatta çok kısa da olsa tüm babacanlığı ile Nubar Terziyan da görünmekte. Ancak detayları incelediğimizde eksik ya da yanlış noktalar bulmak mümkün. Özellikle gar sahnesinde İstanbul’dan ziyade herhangi bir Arap ülkesindeymiş hissine kapılmamak zor. Satıcıların yolculara neredeyse yapıştığı sahneler sabrınızı zorlayabilir. Her kitaptan uyarlanan filmde olduğu gibi bu filmde de kitaba bağlı kalınmayan ya da atlanılan noktalar mevcut. Bunun yanı sıra karakterleri kitap okurken gözünüzde canlandırdığınız ciddiyette göremeyebilirsiniz. Kitaba oranla daha karikatürize gibi görünüyorlar. Ancak bu detaylar filmi izlemeye engel olacak türde olumsuzluklar değil. Başarılı bir polisiye romanının 1970’li yıllardaki yorumunu görmek bile izlemek için yeterli bir sebeptir bence.

AJANDA Eylül sayısı yazımdan alıntıdır.

5 yorum:

  1. Roman Agatha Christie'nin en bilinen kitaplarından ve benimde sevdiklerimden hele Poirot'nun iki farklı çözüm önerisi ilginçtir. Filme gelince mümkünse tren İstanbul'dan hareket ettikten sonrası izlenmeli, sana katılıyorum bir Arap ülkesi tadında Türkiye sahneleri. Ancak sadece dev kadro için bile izlenebilir.

    YanıtlaSil
  2. Çok keyifliydi bu kitap, biraz zaman geçse de yeniden okusam :)

    YanıtlaSil
  3. Filmin bir yerinde Türk gibi kaba diye bir tabir geçiyor ki izlediğimde sinir olmuştum ama genel olarak ilginç oyuncu ve karakterler barındıran güzel bir filmdi. Kitaba ise ne denebilir, Agatha Teyze'mizin en iyilerinden.

    YanıtlaSil
  4. çok severim...ama filmini^-^

    YanıtlaSil
  5. Biblio, bence de çok iyi bir kitap :)

    Eda, kitabı da sev :=)

    YanıtlaSil