25 Nisan 2010 Pazar

Yabana Doğru - Jon Krakauer

Chris, 23 yaşında iken, mezuniyet töreninden hemen sonra, hesabında bulunan 25000 doları bir kuruma bağışlayıp, cebindeki parayı yakarak ve arabasını da çölde bırakarak bir yolculuğa çıkar. Banliyöden başlayıp Alaska'ya kadar devam eden ve kendisini Alex Süperberduş olarak adlandırdığı bu sürecin anlatıldığı bir kitap, gerçek bir yaşam öyküsü "Yabana Doğru". Yazar Jon Krakauer'in Alex'e benzer bir yaşam sürmesi ve gençlik yıllarının da benzerlikler göstermesi nedeniyle onu gerçekten anlayabildiğini gösteren bir anlatımı var, oldukça başarılı.

Ancak bir okuyucu olarak ben Alex'i anlayıp anlayamadığımı anlamadım ! Kitabı okurken Alex'i anlamaya çalıştım, bazen kızdım, gözlerimin dolduğu da oldu ama finalde kararsızdım. Her insanın yaşamda karşılaştığı olaylar ve bu olaylara karşı hissettikleri, tepkileri farklıdır. Ama Alex'i yabana iten sebeplerden en etkili olanının anne babası ( özellikle babası ) ile yaşadığı sürtüşmelerin olduğuna inanmak istemiyorum.

Neyse yine kitaba dönelim. Yazar, kitapta yalnızca Alex'i değil biraz kendi yaşamından biraz da benzer insanların yaşamından olaylara yer vermiş. Bunun sebebi de muhtemelen Alex'i daha iyi anlamamız olmalı.

Gerçek bir yaşam öyküsü okumanın ve finalini bilmenin verdiği rahatlık ile kitapla filmi eş zamanlı okudum/izledim. Kitap tabi ki çok daha kapsamlı, filmi ise tek başına düşündüğümüzde gayet başarılı. Kitaptan uyarlama olarak eksik kalmış. ( Müzikler muhteşemdi.) Bu aralar dengem şaşmış durumda. İki lafı bir araya getirip kitapla ilgili düşüncelerimi toparlayamadım ama mutlaka okuyun derim.

"…birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçebilir. Ama Alaska’dan tek parça dönebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Aana önerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında köklü bir değişiklik yapmalı, daha önce hiç duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın türden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın. Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz, her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir.”

9 yorum:

  1. Beni de çok etkilemişti.Gerçek bir hayat hikayesi olması çok daha etkiliyor insanı.Seçtiğin paragraf o kadar net özetlemişki hikayeyi.Teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Alex'i çileden çıkaran şeylerin başında var olan dünya düzeni, babasının despot tavırları, ailesinin iki yüzlülüğü, birbirlerine kötülük yapan insanlar geliyor. Alex, kendi deyimiyle, "önem arz eden yollardan" kendisini sınama ihtiyacı içinde. Ruhani amaçları vardı ve "inançlarını şekillendiren ahlaki mutlakçılığa göre, başarılı bir neticenin güvence altına alındığı mücadele, mücadeleden sayılmazdı." Bu sebeplerle tehlikeden tehlikeye atılmaktan çekinmedi. Modernizmden ve insanlardan soyutlanarak doğanın göbeğine korkusuzca atılması bir nevi "öze dönüş" aslında. Bir arınma çeşidi. Çünkü içindeki sahte benliği öldürmek istiyordu. Günlük kayıtlarına göre de geri döndüğünde, sürekli kaçtığı insanlarla arasındaki buzları eritmek gibi planları vardı. Arındığı konusunda şüphem yok ama geri dönemedi işte.

    Nehrin karşı kıyısına geçmeye çalıştığı yerin ilerisinde, nehrin karşı kıyısına geçmek için yapılmış bir düzeneğin bulunması ve suların o bölgede daha da sığ olması sizin de içinizi acıtmadı mı?

    Yürek burkan, çarpan, tekme tokat dalan bir kitap. İnsanın içindeki başını alıp gitme dürtüsünü uyandırıyor.

    YanıtlaSil
  3. kahve keyfi, teşekkür ederim.

    ddarko, işte benim anlamadığımı belirttiğim nokta da bu. Dünya üzerinde milyonlarca insanın yaşadığı şeylere bu tepkiyi kaç kişi verebilir. Kaç kişi alıp başını gidebilir. Ona bunun "doğru" seçenek olduğunu düşündüren nedir ? Ben bu noktayı anlayamıyor ve maalesef bu konuda hak veremiyorum. Yalnızca Alex açısından düşünmeyi başarabildiğimi sanmıyorum. Yolda tanıdığı insanlarla -yeni kimliğiyle dahi olsa- iletişim kurabilirken, dünyada tek değer verdiği kişiyi kardeşini kendisinden mahrum bırakmasını anlayamıyorum. Ve her ne kadar arınmış ve amacına ulaşmış olsa da geri dönememesine öfkeleniyorum.

    YanıtlaSil
  4. ben de filmden çok etkilenmiştim.

    bu da meşhur fotoğraf
    http://www.flickr.com/photos/chriso2000/4024408808/

    YanıtlaSil
  5. çubuk makarna, film tek başına çok etkileyici ama kitaptan sonra eksik kalabiliyor.

    YanıtlaSil
  6. Eddie Vedder - Society dinlemek yeterli :)

    Ben de kitabı alıp okumak da tereddüt ettim. Filmdeki başrol oyuncusunun harika performansı, görüntüler ve müziklerden sonra kitabın o etkiyi yaralayacağını düşünmüştüm.

    Ve tabii ne demişti Alexander Supertramp :)

    YanıtlaSil
  7. Ümit, kitap biraz daha belgesel tadında sayılabilir. Ayrıca Alex ile benzer yolları seçmiş farklı kişilerin hayatlarından da küçük bölümler yer alıyor. Ama -nacizane- okumanı tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  8. Tavsiyeni dinleyeceğim, teşekkürler.

    ps. Benden de naçizane küçük bir istek. Şu yorumlardan sonraki kelime doğrulama zımbırtısını iptal et lütfen :)

    YanıtlaSil
  9. Ümit, kelime doğrulama zımbırtısından :) haberim bile yoktu. Biraz uğraşıp iptal etmeyi deneyeceğim, teşekkürler.

    YanıtlaSil