15 Nisan 2010 Perşembe

Ali Poyrazoğlu ile Fark Yaratan Bankacılar Semineri

Dün akşam çalıştığım kurumun hazırladığı bir seminer vardı. Konuşmacı Ali Poyrazoğlu olunca seminere katılmak şart oldu tabi :) Çünkü 1 ay kadar önce kitapları ya da oyunları ile henüz tanışamadığımdan dert yanıyordum. Artık sesimi kim duyduysa ya da İmge'nin deyimiyle evrene nasıl bir enerji yaydıysam, çalıştığım yere kadar gelmesini sağlamış oldum :) Seminere gelince; ilk cümlesi itibariyle not almaya başladım ama ikinci cümleden sonra kalemi kağıdı bırakıp o an'ın keyfini çıkartmaya başladım. Çünkü kendisini hem dinleyip, hem anlayıp hem de not almak pek mümkün değildi! Aslında yazılacak çok şey var ama ben en çok etkileyenleri ya da aklımda kalanları paylaşmak isterim.

"Devlet ile Özel Sektör arasında tek fark vardır ; Devlet dairelerinde çalışana sürekli "aman bilgisayarın arkasından çıkma, orada kal, yaratıcı olma, bu şekilde emekli ol" denir. Özel sektörde ise tam tersi " çık o bilgisayarın arkasından, üret, yaratıcı ol, fark yarat" denir. "

"Yaşamda önemli olan cevaplar değil sorulardır."

"Birşey söylenene kadar söyleyene aittir. Söylendikten sonra ise dinleyene aittir. Artık anlattıklarım size ait siz de başkalarına anlatacaksınız" sözünden destek alarak seminerde en çok etkilendiğimiz hikayeyi de paylaşmak istiyorum ; Ali Poyrazoğlu'nun reklam sesi olduğu gsm operatörü için bir reklam yazarı alınacaktır. Gelen yaklaşık 2500 başvuru mektubunun içinden 20 kadar başvurunun seçilmesi planlanır. Tüm mektuplar tertipli, düzenli, pırıl pırıldır ancak bir tanesi buruşmuş, eski sarı zarflardan biridir. Tabi ki zarf dikkat çeker ve açılır. İçerisinde gazeteden kesilmiş harflerle yazılmış bir tehdit mektubu vardır ve şöyle yazmaktadır ; cellocanlarınızdan biri elimizde. Eğer Özlem'i işe almazsanız başına kötü şeyler gelebilir ! Kaçırılan cellocanın gazeteden kesilmiş bir fotoğrafı da mektupta yer almaktadır. İş alımı için bir araya gelen topluluğun hemen ilgisini çeker ve seçilen 20 mektuptan biri olur. Adaylardan ikinci aşama için derin cv istenir. Yine tüm cvler tertemiz A4 kağıtlarda, özenle yazılmış şekilde gelir. Bunların arasında mor kurdele ile bağlanmış bir tane beyaz kutu yer almaktadır. Üzerinde de bir post-it ile "bu Özlem'in cvsidir" yazmaktadır. Kutu merakla açılır tabi. Öncelikle bir kutu çikolata çıkar ve üstünde bulunan not kağıdında "bu okunmuş çikolatadır, bunu yiyen herşeye evet der" yazmaktadır. Tabi herkes şaşırır ve incelemeye devam ederler. Çikolatadan sonra madalyalar çıkar. Özlem'e ait yüzücülükle ilgili madalyalar. Herkes şaşırır, anlam veremez. Madalyalardan sonra ataçlar, raptiyeler, fermuarların olduğu bir kutu çıkar. Ardından cıvıl cıvıl, çiçekli bir mektup. İçerisinde yazanlar ise şunlardır ; Annemle babam boşandı. Bakkal amca bize veresiyeyi kesti, ev sahibimiz bizi evden çıkartacak çok açız lütfen annemi işe alın. İmza ; Özlem'in kızı. Artık merak iyice artmıştır. Herkes kim bu Özlem diye düşünürken kara kalem bir portre çıkar. Bu Özlem'in kendisidir. Cvleri inceleyen grup kutudan çıkanları düşünmeye ve anlamlandırmaya çalışır. Sonunda madalyaların Özlem'in ne kadar dayanıklı olabileceğini, çalışabileceğini anlattığına, ataçlar, raptiyeler ile ilgili kutunun detayları nasıl birleştirebileceğine dair sinyaller olduğuna karar verir ve Özlem'in yaratıcılığına hayran kalırlar. Özlem, planlanandan daha yüksek bir maaşla işe alınır. Bu arada kendisin eğitim aldığı alan reklamcılık değil ziraat mühendisliğidir.

Katıldığım en keyifli seminerlerden biriydi. Emeği geçenlerin yüreği dert görmesin.

6 yorum:

  1. gerçeketen farklı ve etkileyici bir hikaye, farklılık, yaratıcılık böyle bir şey...

    YanıtlaSil
  2. Hele sonda bir aziz nesin şiiri vardı ki, nefesleri kesti.

    Kendikendinin hem konuğu hem evsahibisin
    Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek
    Biliyorsun nasıl olsa yakın o gelecek
    Kimileri yaa öyle mii ne zaman vahvah diyecek
    Daha şimdiden sev kendini sev kendini sev
    Kimin var ki seni senden başka sevecek

    YanıtlaSil
  3. Ali Poyrazoğlu'nu ofisine çektin ya, pes doğrusu!!! :))

    Süper hikayeymiş bu arada Özlem'in hikayesi.. Yaratıcılık gerçekten başka bir şey ve en çok ödüllendirilmesi gereken şey diye düşünüyorum. Özlem'in ödülünü almış olması çok güzel..

    YanıtlaSil
  4. Romankarakteri, ben Özlem'in yaratıcılığına hayran kaldım gerçekten.

    Adsız, evet şiir mükemmeldi. ayrıca Aziz Nesin ile ilgili hikayesi de çok keyifliydi.

    İmge, artık yaydığım enerjiyi sen düşün ! :) Aslında anlattığı herşey çok güzeldi ama en çok aklımda Özlem'in hikayesi yer etti.

    YanıtlaSil
  5. Aktarım için kendi adıma teşekkür ederim Özlem'in hikayesi gerçekten ilgimi çekti.

    YanıtlaSil
  6. Saadet, yorum için ben teşekkür ederim.

    YanıtlaSil