21 Şubat 2010 Pazar

Sokrates...



Sokrates'in hapishanede baldıran içmeden önce gardiyanı ile konuşmalarını anlatan bir oyun. Gardiyan, Sokrates ile ilgili anılarını yazarak "köşeyi dönme" derdindedir. Ancak olaylar beklenmedik şekilde sonuçlanır vs...

Genel anlamda iyi bir oyun olsa da benim için yeterli olmadı. Sokrates deyince daha felsefe ağırlıklı daha ağır bir dil beklediğimi itiraf edeyim. Ancak oyunun özellikle ilk 15 dakikası kullanılan, (tabir yerindeyse) "sokak dili" büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için.

Mustafa Uğurlu'yu ilk kez sahnede izledim. Bu açıdan çok keyifliydi. Ayrıca oyundaki en izlenesi rol bence "gardiyan"dı. Melek Baykal insanlıkla ilgili önemli sözlerini söylerken bile ona inanamadım. İzlemediğim halde aklıma hep o çingene ailesindeki rolu geldi ( Ahhh Televizyon ahhh oyuncuları gözümüzde ne hale getiriyorsun !!! )

Keyifli başka şeyler yok muydu ? Elbette vardı. Örneğin ; Sokrates ve Gardiyan'ın yer değiştirmesi ve final gayet başarılıydı. Bunun yanı sıra dekor ve kostüm başarılıydı.

Herşeye rağmen oyundan çıktığımızda aklımızdan geçen ve dilimizden dökülenler ; "Ah keşke biraz daha aklı başında bir oyun olabilseydi de seyir keyfimizi artırabilseydi ya da bu 3 oyuncuyu daha aklı başında bir oyunda izleseydik " şeklindeydi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder