29 Aralık 2009 Salı

Yalancının Resmi



Kitap okumak için parka gelen bir Kadın ve Adam'ın karşılaşması ile başlayan oyun, Adam'ın Kadın'a anlattığı hikayeler ile renkleniyor. Kadın, Adam'ın anlattığı hikayelere inanmasa da güzel olduklarını düşünüp onu dinlemeye devam ediyor.

Oyun gerçekten keyifliydi. Özellikle adamın anlattığı hikayeler ve anlatım şekli, oyun ilerledikçe kadının adama uyum sağlaması ve onun gibi hikayeler anlatmaya başlaması komikti :) Tavsiye ederim.

***

"nazım hikmet’le bira içtiğim günü anlatacaktım size"

“pablo picasso’yu böyle tanıdım işte”

“ne güzel ! siz çaldınız, pavarotti söyledi”

“gagarin ile tartışmıştım bu meseleyi”

“birbirimize baktık. benim adım albert dedi albert einstein. fizikçiyim”

“şinasi abinin meyhanesinde içer ve düşünürdük. daha doğrusu ben içerdim, orhan veli hem içer hem düşünürdü”

“birgün marlon brando’ya neden bu kadar kilo aldığını sordum”

26 Aralık 2009 Cumartesi

Mektup


Çekmeceleri karıştırırken tesadüfen eski mektupları buldum... Çoğunluğu, üniversite döneminden, İstanbul dışına giden arkadaşlarımla yazışmalarımız. Ayda en az iki kez gelen mektuplar, yeni yıl ya da doğumgünüm için gönderilen kartpostallar ve iyi dilekler... Tekrar tekrar okudum, farkettim ki çok özlemişim. Posta kutusunda yeni bir mektup ya da kartpostal görmeyeli çok olmuş, üzüldüm...

18 Aralık 2009 Cuma

Günün Notları

Yağmurlu bir cuma sabahı... Gece geç saatlerde izlenen filmin etkisi hala bünyede ( Law Abiding Citizen - gayet keyifli ve heyecanlı bir film :) Fonda MFÖ'den bu sabah yağmur var İstanbul'da çalıyor. Kasvetli havada içi daralanlara inat gülümsüyorum :) çünkü bu mevsimi ve yağmuru seviyorum.

***

Elimde kağıt kalem...Aklımda bir hediye listesi var kağıda dökmeye çalıştığım...Yılbaşı ve doğumgünlerinde hediye almayı ya da kutlama yapmayı sevmeyen çoğunluğa inat keyif alıyorum bu koşuşturmacadan :) Tabi kutlamadan kastım o gece sırf içmiş olmak ya da aman bak ne güzel eğlendim demek için ne olduğu belirsiz yerlerde normalinin 3-5 katı fiyat ödeyip eğlendiğini sanmak değil !

***

Bu sonbahar hiç fotoğraf çekemedim aslında çok uzun süredir fotoğraf çekemedim, bir ara mutlaka bir fotoğraf günü yapmalı...

***

Şu an Teoman'dan mavi kuş ile küçük kız şarkısını dinliyorum. Mükemmel.

***
Pixar'ın animasyonlarına hastalık derecesinde bayılıyorum :) Bu akşam Up'ı izlemeyi düşünüyorum.
***

Bu arada hala kime hangi hediyeyi alacağıma karar veremedim :(

1 Aralık 2009 Salı

Rita'nın Şarkısı


Her tiyatro izleyicisi gibi benim de sahnede izlemek istediğim, benim için özel olan birkaç isim var :) Bunlardan birini cumartesi günü (servis şoförünün insan üstü çabaları ile İstanbul trafiğini alt etmesi sonucunda) İstanbul Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesinde izleyebildim.

Oyun, Adana Devlet Tiyatrolarında sahnelenmekte olan ve turne kapsamında İstanbul izleyicisi ile buluşan "Rita'nın Şarkısı"ydı.

İçki problemi nedeniyle çalıştığı üniversite yönetimi ve öğrencileri ile arası kötü olan Dr. Frank (Çetin Tekindor) yönetimin kararı ve maddi ihtiyacı nedeniyle açık üniversite için ders vermek zorunda kalır. Gelen tek öğrencisi ise bir kuaförde çalışan, çenesi düşük, ucuz romanlar okuyan, kendisini -cahil- diye tanımlayan ve kendini bulmak isteyip kendini arayan Rita (Tülay Günal)dır.

Oyunda bu ikilinin, şiir, Blake, Macbeth, tiyatro, eğitim sistemi, Howard'ın mabadı, yakut yemişler ormanı, Çehov ve evlilik üzerine keyifli yorumları ve tartışmaları yer almakta.
- Rita yavrum !
- Sen niye politika dersine kaydolmadın ?
- Kendimi aramaktan başım dönüyor, başka birini nasıl bulurum ?
- Şiir edebiyata sırt çevirmelidir !

Aralık programında iki hafta boyunca İstanbul'da görünen bu oyunu kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca bu keyifli oyunu izlememe büyük katkısı olan servis şoförümüze teşekkürü bir borç bilirim :)